17 Ocak 2011 Pazartesi

"büyük yüreklilerin arkasına saklanmak"


            Bir sayfa daha çaldım zamanın alevinden. Karşılığını alamadığım mutlulukları yazdım sayfama. Yetmedi... Özlemin kurşunu dayanmış boğazıma. Nefesim kesiliyor ama faydası yok. Bunca emek ve çaba boşuna... Çaldığım sayfalar yırtık, elbisem gibi... Yazamıyorum, tamamlayamıyorum yarım kalan cümleleri. Acıktım susadım mutluluğa. Görmek, duymak, hissetmek, anlamak istemiyorum hiçbirşeyi. Ya da herşeyim olan şeyleri.

Güçlü sanırdımya kendimi... İsyan cümlelerim yarım kalır diye. Söyleyebilecek, yazabilecek şey bulamadığımdanmış. Utanmışım eriyişi, yılgınlığı, pes edişi, güçsüz kalışı, yenilişi anlatmaya. Ne çok eksik kalmışım. Ne çok kimsesiz ve yalnız...

Kendimi vurdum yollara... İsyanımı haykırmak için. Kimse yoktu şehrin sokaklarında. Korkarak döndüm yuvama. Bir sayfa çaldım, yazmaya başladım... Korkum derindi kendimden. Başkalarının; büyük yüreklilerin arkasına saklanıp sessiz cümlelerle haykırmışım isyanımı. Onlardan başka duyan olmamış. Yazabilmek için açtığım her sayfayı, korkarak kapatmışım. Yalnızlığım tercumanı yorgun gözler sanmışım aynaya her baktığımda gördüğüm. Gözüne baktığım kimse yalnızlığımı bir ayna kadar anlamamış. Bütün bunların farkına bir anda varmakmış yaptığım hata. En zoru anladıktan sonra dahada çaresiz olmakmış. Kiminle konuşup kime sesimi duyuracağımı anlamamışım. Şimdi anlıyorum... Bu yüzden susuyorum artık. Susup bekliyorum. Güçlü hissedeceğim günü bekliyorum. Korkumla yüzleştim sonuna. Saklamaya çalıştığım yaramın üstünü açtım... Özgürüm artık... Kalkanlarım yok... Herkez istediği gibi incitebilir beni.. herkez yaralayabilir... Ama biliyorum, çektim kendimi insanlardan. Boş sokaklarda geziyorum. Bilmediğim ve kimseyi tanımadığım sokaklarda. Kalabalık sandığım yalnızlıktan vazgeçtim. Saklanarak susarak yaşıyorum...


Nasıl geldim bu noktaya bilmiyorum... Sorgulamaktan vazgeçtim çünkü. Kabullendim sonunda herşeyi ve artık korkmuyorum başıma gelebilecek hiç bir şeyden. İsyan cümlelerimi tamamlayıp gözlerimi kapıyorum sonsuzluğa. Açtığımda hiç bir şeyin değişmediğini farkediyorum... Devam ediyorum yarım kalan bütün cümleleri tamamlamaya.

Bu sayfalar boşuna biliyorum. Sadece büyük yüreklilerin, arkasına saklandıklarımın okuyabileceği bu satırlar boşuna. Yırtık elbisem üstümde, birazdan yine gözlerimi kapayacağım kâbuslar eşiğindeki sonsuzluğa. Korkarak ve saklanarak bana zarar verebilecek herşeyden...

Aldığım yaralardan korunmak için uyumaya ihtiyacım var artık. Yaralarımı unutmak için gözlerimi kapatıyorum şimdi. Pencerem açık ardına kadar... Olsun... Soğuk rüzgâr yapayalnız odamda birtek beni üşütebilir... Zaten bu odada yanan alev yaramı sıcak tutan...

Artık üşümek ve kendime gelmek istiyorum...
Artık dinlenmek ve unutmak istiyorum...
Artık boşvermek, pes etmek, susmak, kaybolmak ve kısa bir süre sonra unutulmak istiyorum...

1 yorum:

Lord Beklan dedi ki...

sorgulamak boşuna bazen akışına bırakmak gerekir bazen boşvermek gerekir yaşamı ama pes etmemeli!kayboldugunda o karanlıgın ıcınde hıc beklenmedık bır zaman da bir el uzanır sana korkma tut o eli, yaralarına merhem olacak aydınlıktan gelen bu el tekar yaralarının kanamaması ıcın sıkı sıkı tut o eli ozaman geriye kalan sadece yırtık elbisen olacak!
unutulmak için unutmak gerekir!