9 Nisan 2012 Pazartesi

**ruhum**

Herkes mutlu olduğuna inanmak ister sevdiklerinin. Çok çok uzakta olsalar bile "mutludur şimdi" der sadece. Bende inanırım aslında. Yanlarında olamasam da hak ettikleri yaşamlara dokunmuş olmalıdır sevdiklerim. Mutluluk pastasından kendilerine bir dilim ayırmış olmalıdır. Bu yüzden kızamam sana ruhum. Yokluğunda en çok mutlu olduğuna inandım bende. Kim sorsa bana seni ya da kime anlatsam geçirdiğimiz o yıkık dökük mutlu günleri; "Sonuna kadar hak etmişti, bu yüzden eminim mutludur o şimdi." derdim en çok. Bazen mutluluk hayallerime farklı kadınlar karışırdı. Bıraktığım ellere itinayla dokunan ve her dokunuşlarında biraz daha kalbine ulaşan güçlü kadınlar. Belki de içlerinden herhangi biri benim kadar çok sevebilmiş ve benim kadar iyi tanıyabilmiştir seni. En çok öyle olsun isterdim ruhum. Kızmıyorum ne sana ne de kendime. Tanımadığım o kadınlara kızıyorum aslında. Nasıl göremediler varlığını diye, neden sahiplenmediler. Belki çok yakındın onlara, belki de hiç kendin olamadın benden sonra. Bilirim çünkü ben, bazen korur insan kendini herkesten. Bir kez daha kırılmamak, aynı pişmanlıkları tekrar tekrar yaşamamak için korur. Uzaklaşır dürüstlükten ve doğru bildiği ne varsa hep ondan kaçar. Böyle zamanlarda en çok inançsızlık yayılır etrafına sana ait olmayan o ruhtan. Sert esen rüzgarlarla kıyılara vuran köpüklü dalgalar gibi. Aslında hepsi sessizdir uzaktan baktığında. Anlayabilmek için ne kadar büyük ve ne kadar güçlü olduklarını yaklaşman gerekir onlara. Ancak vurduğunda anlarsın canının ne kadar acıyacağını. Ne kadar yaklaşırsan o kadar içindesindir dalgaların ve ne kadar girersen içine o kadar anlarsın geri dönmenin imkansızlığını. Tüketir umutlarını dalgalar ve tükendikçe daha çok savaşmak istersin. Yenilmek kimseye göre değildir aslında. Oysa bazen en doğru seçim olur pes etmek ve vazgeçmek direnmekten. Daha çok acımadan varlığın geri dönmek güzeldir. Güzeldir çıkmak aydınlığa ama bazen çıkamaz insan. Kıyıda onu bekleyen sevdiği diğer tüm insanlar ve ışıl ışıl kum taneleri olsa da çıkamaz işte. Hava çoktan kararmış olsa da çıkamaz. Üstelik anlamasın diye kimse canının ne kadar acıdığını, onlara doğru her dönüşünde bir gülümseme takınır yüzüne çaresizce. Öyle çok utanır ki saklar kendini sevdiği herkesten. İstemez ki hiç kimse sevdiklerinin onun yüzünden mutsuz olmasını. Bu yüzden anlıyorum seni ruhun ve hiç kızmıyorum sana. Ben o kadar yakından bile göremezken gelen o yıkıcı binlerce dalgayı sen nasıl bilebilirdin ki. Beni bile korkutamıyorken havanın kararması seni neden endişelendirsin ki. Belkide ben söyledim sana karanlığı ne kadar çok sevdiğimi. Kim bilir? Kızmıyorum sana ruhum, kendime de kızmıyorum aslında. Anlıyorum çünkü neden hala hayatta olduğumu ve öğreniyorum sonunda nasıl ayakta kalınacağını. Hepimiz savaştık önümüze çıkan dalgalarla nasılsa. Geri dönmeyi başaranlar olduğu gibi hala savaşanlar da var biliyorum. Hatalıyım çünkü anlamalıydım. Dalgaların nasır tutan ellerinden yüzüme inen her tokatta daha da derine çekildiğimi anlamalıydım. Pes etmek bana göre değildi ki. Başarırım sandım en çok. Bedenimin zayıf ve çaresiz kalışını her hissettiğimde pes edip uzaklaşmalıydım. Moraran gözlerime her baktığımda anlamalıydım. İçine düştüğüm bu karanlık ve pis denizden bir an önce kurtulabilmiş olsaydım bu kadar acımazdı ruhum şimdi. Yüzüme inen her tokatta beni biraz daha derinlere çeken o gücü görebilmiş olsaydım mutlu olurdum şimdi. Anlamış olsaydım kendimi ne kadar tükettiğimi belki yeni doğan her güne yeni bir günaydınla başlayabilirdim şimdi. Yine de kızmıyorum ruhum, kendime de beni seven insanlara da kızmıyorum şimdi. Kim sorsa beni onlara bilirim o iki kelime gelmiştir ilk önce akıllarına. "Mutludur şimdi." Belki onlarında hayallerine başka adamlar karışmıştır. Ayakta dimdik duran ve güçlü elleriyle beni herkesten, her şeyden koruyan erkekler. Bilirim inanmıştır beni seven herkes bir gün mutlaka mutlu olacağıma. Kızmıyorum kimseye ruhum neden bu kadar yalnız bıraktılar beni diye. Kendime bunu her hatırlattığımda daha da huzurlu içim. Sadece küçük küçük parçalanmış tüm hislerim. Beni hayata bağlayan iyiliklerim ve umutlarım çalınmış sadece. Nerede olduğumu bile bilmediğim zamanlar çalınsaydı, hastaneler çalınsaydı mesela, güçsüz düşmüş bedenim çalınsaydı düşlerimden. Hatırladıklarım evde tek başıma uyuduğum anlar olsaydı keşke. Kötülük yayılmış bir kere gökyüzüme, bulaşmış kanıma ve zehirlenmiş tüm düşüncelerim. Kaçamadım ruhum. Yaptığım en büyük hatanın direnmek olduğunu çok geç anladım. Yine de kızmıyorum hiç kimseye. Yaşıyorum ya nasılsa iyileşirim bir gün yine... (ö.t.)

Hiç yorum yok: